19 Ocak 2026 Pazartesi

Jimin'in 19 Ocak 2026 Tarihli Vogue Korea Röportajının Çevirisi


Şimdiki düşüncelerini ve beğenilerini yalın bir dille anlatan Jimin’in ifadelerinden BTS ile yeniden sahneye çıkacak olmanın heyecanı hissediliyor. “7” sayısıyla tamamlanan bu dönüşte, sahneye çıkmaya hazırlanan Jimin’in bugünkü halini anlatmak için belki de yedi farklı Vogue kapağı bile yetmez.

Terhis sonrası ilk çekimini Vogue ile yapıyorsun. İlk solo albümün FACE yayınlanmamişken yani üç yıl önce seni gördüğümüzde tek başına bir yolculuğa çıkmaya hazırlanıyordun. Bu yolculuk seni hem heyecanlandırıyor hem de endişelendiriyordu. O zamanki senle bugünkü sen arasında neler değişti, neler aynı kaldı?

Doğrusu ben de emin değilim. (Gülüyor) Fiziksel olarak kendimde büyük bir değişiklik görmüyorum. Yine de eskisine kıyasla bakış açım ve yapmak istediklerim/hedeflerim üzerine daha fazla kafa yormaya başladım.

Son dönemde üyelerle canlı yayın açıp hayranlarla daha çok bir araya geldiniz. 20 Mart olarak duyurulan tam kadro dönüş için hem grup hem de hayranlar oldukça heyecanlı, beklenti yüksek. Bir canlı yayında şu an “BTS’in en parlak dönemi” ifadelerini kullandınız.

Bu ifade fiziksel olarak kendimizi iyi hissettiğimiz bir yaşta olmamızla ilgiliydi. Eğer bunu yeni albümle duyarsak, bundan daha iyisi olmaz.

Yeni albüm üzerinde çalışırken sizi yönlendiren/düşündüren bir soru var mıydı?

BTS’i gerçekten BTS yapan şeyin ne olduğunu düşündüm. BTS’e en çok yakışan duruş ne olabilir. Gerçi bu soru bugüne kadar da hep aklımızdaydı. Önceki çalışmalara kıyasla bu albümde düşünme süreci daha görünür. Bu yönüyle albüm yeni bir his verebilir.

İlk solo albüm FACE ile kendinizin farklı yönleriyle yüzleştiniz, ikinci albüm MUSE’ta ise size ilham veren insanları ve dünyayı yeniden keşfettiniz. Bu albümlerden sonra kendinize koyduğunuz yeni bir amaç var mı? Grup müziği üretirken bu sürecin bir katkısı oldu mu?

Aksine bu kez grup albümünü yaparken yeni ilhamlar ve etkiler oldukça fazlaydı, çok şey öğrendim ve etkilendim. Bu da ileride kendi ellerimle daha iyi müzikler üretme arzusunu güçlendirdi. Nasıl şekilleneceğini bilmiyorum ama beklemenizi isterim.

“Like Crazy” ile hem grup hem solo olarak Billboard Hot 100’de 1 numara olan ilk Koreli solo sanatçı oldunuz. Bu birincilik hem müziğinizin hem de geniş kitlelerde yarattığınız etkinin bir göstergesi oldu. Hiç de sıradan bir başarı değil. Müzik üretirken çıkış noktanız, en temel hedefiniz nedir?

Solo çalışmalarım sayesinde bu dönemde ne kadar çok kişinin beni desteklediğini fark ettim. Beni destekleyen insanlar için daha değerli, daha iyi bir armağan olabilecek müzik yapmak istedim. Bu da beni ne yapmak istediğimi daha net düşünmeye itti. Bu süreç, türünden melodisine, şarkı sözlerindeki her bir satıra kadar baştan sona bana ait bir albüm yapma hedefimi belirginleştirdi.

Jungkook ile birlikte yer aldığınız eğlence programı 이게 맞아?! sezon 2’de, “Şu anda en çok ne yapmak istiyorsunuz?” sorusuna verdiğiniz cevapla BTS’e dönme isteğinizi metaforla ifade ettiniz. Bu heyecan verici meydan okuma öncesinde şu anda en yoğun şekilde çalıştığınız alan hangisi? 

Sağlığı her şeyin önünde tutarak vücudumun ihtiyacı olan egzersizlere odaklanıyorum. Vücudumun aniden zorlanmaması için rehabilitasyonla birlikte ilerliyorum.

Jimin’in sanatında bedenin her zaman merkezde olduğunu hissediyorum. Yıllar içinde dansa ve bedene yaklaşımında değişen bir nokta oldu mu? Eskisine kıyasla daha çok önem kazanan bir duygu ya da his var mı?

Dansa olan tutkum değişmedi ama sadece eskisi kadar zaman ayıramadığımı fark ediyorum. Bunun doğal bir süreç olması mümkün ama başlangıçtaki duyguyu yeniden yakalamak için çabalıyorum.

Uzun bir aradan sonra yapılan Vogue çekiminde Dior ile birlikte sade ve taze bir enerji yaydınız. Saf ama aynı zamanda alışılmışın dışında bir çekicilik taşıyan kendine özgü gençlik hissinin, Dior’un yeni çizgisiyle doğal bir uyum yakaladığını düşündüm. 

Genel olarak klasik bir sadeliğe şık dokunuşlar eklendiğinde ortaya çıkan güzelliği seviyorum. Bu görünümü mümkün kılan Dior’a teşekkür borçluyum. Öncesinde de fazlasıyla güzeldi fakat Jonathan Anderson kreatif direktör olduktan sonra markanın klasik zarafetine yeni bir soluk kazandırdı, bu yeni dönem daha fazla merak uyandırıyor.

Modanın, değerlerinizi yansıtan bir araç olarak sanatçı kimliğinizin hangi yönünü anlatmasını istersiniz?

Az önce söylediklerime benzer şekilde “işte bu şıklık” diye bağıran bir duruş yerine… doğal abartısız, kendini öne çıkarmadan fark edilen bir şıklık anlayışı ve buna benzer bir müziği arayan biriyim. Doğallığın içinde samimiyeti de barındırabiliyorsa, bu daha da iyi olur.

Son zamanlarda elinizin daha çok gittiği renkler ve dokular neler?

Bugüne kadar monokromu benimsedim fakat şimdilerde daha parlak tonları denemek istiyorum. Kumaş seçiminde hâlâ tenime temas ettiğinde rahat hissettiren dokuları tercih ediyorum.

Bugüne kadar pek çok farklı sahnede yer aldınız ve bundan sonra da deneyimleyeceğiniz pek çok yeni fırsat olacak. Alışık olmadığınız bir dünyada rahat hissetmenizi ve doğallığınızı korumanızı sağlayan kişisel bir formülünüz var mı?

Açıkcası böyle bir formülüm olmadığı için hâlâ zorlandığım anlar oluyor. Çok çabuk gerilen bir yapım var ve rahat hissetmek benim için her zaman kolay olmuyor. Eğer işe yarayan kesin bir formül olan varsa yardım almak isterim. (gülüyor)

Kariyerinizde 12 yılı geride bıraktınız. BTS üyelerinin hepsi, “Takım olmadan ben de var olamam.” sözünü günlük hayatta sık sık dile getiriyor. Bu sözün ağırlığını son zamanlarda hissettiğiniz bir an yaşadınız mı?

Bu sözün ağırlığını her zaman hissediyorum. Evde vakit geçirmekten ya da yemek yemek gibi en sıradan anlardan başlayarak… Hayalini kurduğum müziği üretirken yaşanan daha yoğun anlara kadar, her an. Bugün sahip olduklarımın hepsi BTS ve ARMY sayesinde olduğu için bu gerçeği her zaman aklımda tutmaya çalışıyorum.


Büyük sarsıntılar yaşamadan, kendinize özgü bir duruşla, çizginizi koruyarak adeta rüya gibi bir sevgi gördünüz, 2026 itibarıyla değiştirmek istediğiniz bir yönünüz var mı?

Her alanda ister istemez oluşmuş bir kararsızlık hâli var. Kafamın bir köşesinde sürekli duran, beni rahatsız eden bir şey. Net biri olmak istiyorum ama o kadar kolay olmuyor. Yine de Bu yıl bunu aşmak istiyorum! Kendi düşüncelerini net bir şekilde ifade eden biri olmak.

7 Ağustos 2024 Çarşamba

Jimin'in MUSE Albümünün Yapımcılarından Pdogg ve GHSTLOOP İle Gerçekleştirilen Weverse Röportajının Çevirisi



"Jimin geri döndü—arkasında Smeraldo Garden Marching Band (Smeraldo Bahçesi Marş Bandosu) olarak da bilinen Team Jimin'in tam gücüyle. FACE'te yolunu bulduktan sonra Jimin, MUSE ile yeni bir sayfa açıyor. Kendini aşan güçlere 'beni özgür bırak' diye seslenen şarkıcı, gerçekten özgürlüğüne kavuştu mu? Jimin'in iki solo albümünde de çalışan yapımcılar Pdogg ve GHSTLOOP, ‘Jimin her zamanki gibi kendini geliştirmeye çok hevesli’ derken, 'FACE dönemine göre kesinlikle daha güçlü’ olduğunu da belirtiyor. Jimin'in son çalışması MUSE üzerinde çalışan SGMB üyeleri ve yapımcılarla bu deneyim hakkında konuştuk.’’


— Tebrikler, ilk çıkışınızı yaptınız (gülerek). “Smeraldo Garden Marching Band (feat. Loco)” adlı parçanın resmi videosunda Jimin ile birlikte yer aldınız.

GHSTLOOP: Açıkçası videoya dahil olacağım aklıma bile gelmemişti (gülerek), fakat eğer bunu yapacaksak, konsept üzerinden gitmeye ve bir bando gibi hareket etmeye karar verdik. Jimin'in Ekibi Smeraldo Garden Marching Band adını aldı.

Pdogg: Jimin’in hatrı için bu işe giriştik. Videoda enstrümanlarımızı gerçekten çalıyoruz ve video arkasındaki genel imaj gibi şeyler için sürekli ona fikirler öneriyorduk.


— ARMY bunun BTS evreninde yer alan Smeraldo ile bir bağlantısı olup olmadığını merak ediyordu.

Pdogg: Gerçekte aklımızda olan bu değildi. Nasıl ki Beatles, kurgusal Sgt. Pepper's Lonely Hearts Club Band (Çavuş Pepper'in Yalnız Kalpler Kulübü Bandosu) olma fikrini geliştirdiyse, biz de anahtar bir fikir arıyorduk ve 'Evet, smeraldolar' dedik. Kurgusal smeraldo çiçeğinden kurgusal Smeraldo Bahçesi Marş Bandosu'na kadar—konseptimiz buradan esinlendi: tıpkı çiçeğin simgelediği gibi aşk hakkında 'Anlatılmamış Gerçek'leri anlatan bir bando. 'The Truth Untold' şarkısı, LOVE YOURSELF'den esinlenen hüzünlü bir şarkı fakat Smeraldo Garden Marching Band ona neşeli/mutlu bir yorum diyebiliriz.


— FACE'te Jimin, pandemi dolayısıyla uzun bir süre sahnede olamamanın kendisin nasıl etkilediğini anlatıyor, ama MUSE'da "gösteri zamanı" ve "parti" gibi kelimeler daha öne çıkıyor. 

Pdogg: Pandemi esnasında birçok insan depresyon yaşadı, Jimin de bu durumdan etkilenenler arasındaydı. Evde kapanık kaldığı süreçte, tutkusunu ve hevesini müziğine yönlendirdi. Jimin'in LA'de, sıcak ve güneşli havada "Set Me Free Pt. 2"yu kaydederken ne kadar mutlu olduğunu hatırlıyorum (gülerek).  Dolayısıyla, FACE üzerinde çalışmak daha iyi hissetmesine ve iyileşmesine katkı sağladı. MUSE’un amacı Jimin’in o zaman hissettiklerini dışa vurmaktı. Bu yüzden tüm şarkılar neşeli, umutlu ve hatta romantik olarak şekillendi.


— MUSE'da belili bir düzende işlenen tema olarak aşkı seçmenizin sebebi bu mu?

Pdogg: Mutluluk esasında aşkla başlar ama Jimin aşk hakkında nasıl konuşulacağını çözmekte zorlandı (gülerek) bu yüzden aşk konusunu kurgusal bir bağlamda nasıl ele alabileceğimizi konuşmaya başladık. Daha önce de belirttiğim gibi Sgt. Pepper’s benzeri kurgusal bir grup oluşturup aşkı bu şekilde işleme fikrine vardık.

GHSTLOOP: Albümde işlenen hikaye akışına göre şarkıları sıraya koyduk. “Closer Than This” hariç, albümdeki sıralamalarına göre şarkılar üzerinde çalıştık. Şimdi düşünüyorum da bu gerçekten müthiş/inanılmaz. (gülerek)

Pdogg: “Rebirth (Intro)” MUSE'u “Set Me Free Pt. 2” ile bağlantılıyor ve Jimin için yeni bir başlangıç/dönem olduğunu göstermeye çalışıyor. Şarkı sözleri heyecanı çoşkulu bir şekilde körüklüyor—adeta heyecanını göstermek için izin var mı diye dikkatle bakınıyormuş gibi. Sonra “Interlude: Showtime” başlıyor ve albümün asıl konsepti tam anlamıyla açığa çıkıyor. Sonra "Smeraldo Garden Marching Band (feat. Loco)" albümün konseptine öncülük ediyor. Bu şarkıyı, dile getirilmeyen bir gerçeği açıklayan bir parça olarak kabul ederseniz sanki sevdiğiniz birine söyleniyormuş gibi hissettirir ama "12 Haziran" gibi sözlerle mesajın fanlara yönelik olduğunu ima etmek niyetindeydik. Sofia Carson eşliğindeki "Slow Dance", ilgilendiğiniz birine duygularınızı nasıl açıklayabileceğinizle ilgili bu yüzden ismi "Slow Dance": Birbirinizi tanımayı acele etmeden, zaman ayırarak yapmak istemenizle ilgili. Ardından "Be Mine" geliyor, konsepti bir sonraki seviyeye taşıyor ve hayali bir ilişkiyi konu alıyor. Stratejimiz bu şarkının ardından ana parçayı koyup onu bir serenat olarak kaleme almaktı ancak Jimin bu şarkıyla bağ kurmakta zorlanıyordu. Birini gerçekten sevebilir miyim diye kendine sordu ve bu soru “Who” şarkısının yazılmasına vesile oldu. Albüm, hayali bir kadını aramayı konu alıyor ama “Who” yalnızlık ve melankoli hissinin gerçekliğini sorguluyor ve doğru kişiyi bulma arayışını ele alıyor. Bu nedenle onu albümün son parçası yaptık.


— Bu nedenle FACE, Jimin'in kendisiyle yüzleşmesiyle ilgiliyken, MUSE başkalarıyla ilgili?

GHSTLOOP: Evet, doğru. İlk albümü kendini aramasıyla ilgiliydi, ikincisi ise bir başkasını aramasıyla.

Pdogg: Bu açıdan bakıldığında aşk onun ilham kaynağı haline geliyor.

GHSTLOOP: FACE ve MUSE'u hemen hemen aynı anda yaptık.

Pdogg: Onları yaparken, FACE oldukça karanlık bir havaya sahipti ve MUSE parçalarının havası uymadığı için iki ayrı albüme böldük. Aslında, Jimin, KARMA synthesizer ile oynamasaydı, “Rebirth Intro” hiç var olmayabilirdi ve o zaman bu bütün oluşum da olmazdı (gülerek).

(KARMA synthesizer, Korg tarafından üretilen, dijital ses sentezleme özelliklerine sahip bir müzik aletidir.)


— Nasıl bir şey yaşandı? 

Pdogg: ilk albümünün Intro’sunun Jimin’in stüdyoma geldiğinde klavyede çaldığı bir şeyle oluştuğunu görmüşsünüzdür. İlginç bir şekilde yeni albümün introsunun da aynı şekilde oluştu. 2014'ten beri aynı stüdyoyu kullanıyoruz. Bu stüdyoda “Set Me Free Pt. 2” da yer alan koro ve RM'in Tablo ile yaptığı “All Day” şarkısındaki koro gibi kayıtları yapıyoruz ve orada 2000'lerin en ikonik synthesizer'ı olan bir Korg KARMA mevcut. Jimin iki nota çaldı ve bu rüya gibi melodiyi buldu. Bunu duyduktan sonra GHSTLOOP brass (trompet, trombon, korno ve tuba gibi üflemeli çalgılar) ve ben de davul çaldım. Sonra Jimin birkaç nota daha çaldı bu notalar tamamen farklı bir hava kattı ve “Bu iyi—kullanalım” dedik. Böylece ilk şarkıyı yaptık. Kol kola dans ederken kesinlikle komik görünmüş olmalıyız (gülerek).


— Jimin, “Smeraldo Garden Marching Band (feat. Loco)” nun kamera arkası videosunda şarkının çok hızlı bir şekilde tamamlandığını söyledi. Peki, hangi şarkı sizi en çok zorladı?

Pdogg: Sanırım “Who”? Muhtemelen en uzun süren o oldu. Şarkı nihayi haline ulaşmadan önce birçok farklı yaklaşımı denedik. En sonunda New York’a gidip Jimin ile orada çalışmaya karar verdik ve bunu yaptık. 

GHSTLOOP: Şarkıyı birlikte ürettiğimiz Jon Bellion ile buluştuk ve Jimin bize tüm detayları özetledi. Jon’un stüdyosunda büyük bir beyaz tahta vardı ve Jimin her şeyi anlatırken Jon, "Ah, demek ki istediği bu," diyerek her şeyi not aldı (gülerek).

Pdogg: Jimin’in “Who” ile ne yapmak istediği çok netti. Bize sürekli fikirlerini verdi ve hep yanımızdaydı. Önceki albümü çok kişiseldi ama yeni albüm daha soyut ve sadece Jimin hakkında değil. Ayrıca, Millennials ve Gen Z'nin aşık olduklarında yaşadıkları deneyimlerle uyumlu. Şarkının İngilizce sözleri var çünkü dünya genelinde herkesin ilişki kurabileceği bir konu, bu yüzden şarkıyı İngilizce yapmak mantıklıydı.


— İlk albümünün başlık parçası “Like Crazy”nin aynı isimli filmden esinlendiğini duyduk. Yeni albümde de esinlendiğiniz filmler veya başka şeyler var mıydı?

Pdogg: Albüm üzerinde çalışırken aklımızdaki ana imaj, Romeo ve Juliet'in yıldızı Olivia Hussey idi. Sadece eski kliplerini izlemekle kalmadık bugün ne yaptığını da araştırdık ve “Lütfen, bize ilham ver!” dedik (gülerek).

GHSTLOOP: Özellikle “Slow Dance” ve “Be Mine” aşk şarkıları için söz yazarken ondan çok ilham aldık. Onun filmlerini izler ve kendimize, “Bu sahnede olsak biz ne söylerdik?” diye sorardık. Bu bizim yöntemimizdi. Şimdi düşünüyorum da, albümde yer alan şarkılar sadece bu süreçle oluşanlardı. Tüm şarkılar için müzik videoları oluşturmuştuk kafamızda. Jimin bazen müzik video yönetmeni gibi davranıyordu (gülerek).


— Albüm çıktıktan sonra askere alındığı için şarkıları canlı olarak sahneleyemeyecek olması Jimin'in hayal kırıklığına uğratmış olmalı. Sonuçta, performans onun için gerçekten önemli.

Pdogg: Evet, bu durum gerçekten üzücü. Aslında bu yüzden "Slow Dance" şarkısını söylediği video klibini çektik çünkü gerçekten bir performans sergilemek istiyordu. Band eşliğinde şarkı söylediği için dans edemedi ama ileride tura çıkarsa şarkıya yavaş tempolu bir dans eklenebilir. Albümle ilgili işler tamamlandıktan sonra ve askere gitmesine bir ya da iki ay kala, TV'de canlı performansa hazırlanıyormuş gibi mikrofon takıp her gün şarkı söyleme ve dans pratiği yapardı. Askerden döner dönmez yapmak istediği ilk şeyin şarkı söyleme pratiği olduğunu söylüyor. Sanırım terhis olduğunda herkese ne kadar hızlı ve büyük bir gelişme kaydettiğini göstermeye kararlı. 

Onun bu tutumuna hayran kaldım/çok etkilendim. O kadar yoğun bir programı vardı ki—her gün erkenden kalkıp İngilizce dersleri ve şan dersleri alıyordu—ona bizzat neden bu kadar çok çalıştığını sorduğumda bana ‘Kendini farklı yollarla ifade edebilme kapasitesini genişletmesi gerektiğini böylece bize, prodüktörlere istediğimizi verebileceğini söyledi ve böylelikle şarkı yazarken aklındaki fikirleri somut hale getirebileceğini ifade etti.

 

— Sofia Carson “Slow Dance” şarkısında yer aldı ve canlı video klipte de birlikte şarkı söylediler. İş birliği nasıl gerçekleşti?

Pdogg: Jimin’in sesi androjen bir yapıya sahip ve Batı pop müziği tarzına oldukça yatkın hissi bu yüzden uluslararası bir sanatçıyla iş birliği yapmasının iyi olacağını düşündük ve A&R Sofia Carson’ı önerdi. Onu bir filmde şarkı söylerken gördük ve ben sadece “Vay be!” dedim. O muhteşem bir şarkıcı ve sesleri birbirine çok yakışıyor. Ayrıca dans eğitimi almış bu yüzden Jimin ile ortak noktaları var. Bu da olası performanslar için harika bir eşleşme oldukları anlamına geliyor. (gülerek).


— MUSE, Jimin’in her daim baştan çıkarıcı/ cezbedici olan vokallerini öne çıkarmada oldukça başarılı. Bu da iyi bir şey, çünkü albüm aşk şarkılarıyla dolu ve bu tür şarkılar için bu şart.

GHSTLOOP: Jimin'ni ana odağı, şarkı söyleme konusundaki en güçlü yönlerini tesbit edip bunları kullanmak üzerineydi. Ayrıca vokal stiline yenilikler getirecek yollar bulabileceğinden emindi.

Pdogg: FACE üzerinde çalışırken Jimin, kendisinde hala geliştirebileceği noktalar olduğunu hissetti. Kendi vizyonunu tamamen hayata geçiremediğini hissetti. Bu kez, kendisi için en ideal uyumu bulmak ve hayal ettiği seviyeye ulaşmak için birçok farklı perdede şarkı söylemeyi denedi. Önceki sefer yüksek notalara çıkması için perdeleri ayarlamıştık çünkü bu onun uzmanlık alanıydı. Bu sefer, sadece harika yüksek notalarını sergileyebilmesi değil, aynı zamanda her şarkıda farklı şekillerde kendini ifade edebilmesi için neleri ayarlayabileceğimizi sürekli olarak konuştuk. Bu, orta tonlar/perdeler, daha derin sesler ve falsetto'yu da içeriyordu.


— Bu tür değişikliklere değinirken, 'Be Mine' parçasındaki vokalleri, BTS albümlerindeki solo parçalarına kıyasla daha ölçülü/yumuşak bir şekilde duyuluyor. Jimin’in Prodüksiyon Günlüğü'nde, vokallerini kaydederken sesinin sönük olup olmadığını sıkça soruyor. Şarkı söyleme tarzına fazlasıyla kafa yorduğu anlaşılıyor. 

GHSTLOOP:  Haklısın. Pdogg'un söylediği gibi, daha geniş bir tür yelpazesi sunmak istediği için birçok farklı tarzı deneme kararı aldı. Şu an FACE dönemine kıyasla çok daha sağlam bir temele sahip ve bu da her şeyde kapasitesini geliştirmesini kolaylaştırıyor. "Be Mine" ile daha önceki şarkılar arasında bir fark hissettiyseniz, bu Jimin'in başardığını ve bizim de başardığımızı gösterir. 


— Jimin tek başına şarkı söylerkenki vokali ile BTS ile birlikte şarkı söylerkenki vokali arasında ne fark var?

Pdogg: BTS şarkılarında üyeler genellikle kendi yeteneklerine uygun performans sergiler ve Jimin için bu yüksek notalara çıkmak demektir.  Kendi solo çalışmalarında geniş bir ses aralığında şarkı söyledi. "Who" şarkısı İngilizce olduğu için Amerikan pop şarkılarına has bir tarzda ele aldı ve daha önce kullanmadığı vokal teknikleri denedi. Amacımız, sesinin insanların alışık olduğundan biraz farklı çıkmasını sağlamaktı. Bir grubun şarkı söylerken şarkıcılar arasında geçiş yapması, özellikle BTS gibi herkesin kendine has bir sesi olduğu durumlarda, dinlemesi eğlenceli oluyor. Bı yüzden solo şarkılarını, yüksek ve alçak notalar ile falsetto arasında kontrast oluşturarak kaydetmeye özen gösterdik ki ilgi çekici kılsın.


— FACE’ çıktıktan sonra, Jimin, 'Bundan sonra ne yapmam gerektiğini tam olarak biliyorum. Yapmak istediğim daha çok şey var.' dedi. Sizce onu kendini geliştirmeye iten şey nedir?

Pdogg: Kendini geliştirmek için durmaksızın çalışıyor. Tanıtımını yapacak bir şey kalmadığında bile askere gidene kadar sanki zorunlulukmuş gibi vokal eğitimi almaya devam etti. FACE'ten sonra, bir sonraki albümde daha iyi olma arzusu onu gerçekten çok sıkı çalışmaya yöneltti. MUSE’un tüm vokal kayıtları tamamlandığında ve yayımlama aşamasına geçtiğimizde bile o hâlâ pratik yapıyordu ve biz de, ‘Yeniden mi kaydetsek acaba?’ diye düşündük (gülüyor). Çünkü sürekli nasıl geliştiğini net bir şekilde görebiliyordunuz. 

GHSTLOOP: Şarkını Akustik remiksi de yayınladık çünkü  o kadar çok pratik yaptı/ emek verdi ki ki bir şey kaydetmemek ziyan olurdu (gülüyor)"


— MUSE'da hayranlara adanmış bir şarkı olan 'Closer Than This' bulunuyor. Bu hayran şarkıları için vokal kaydı yaparken yaklaşımda/metotda farklılık oluyor mu?

Pdogg: GHSTLOOP ve ben, BTS müziği üzerinde uzun süredir çalıştığımız için grubun üyelerinin hayranlarına duyduğu minnettarlığı bir nebze de olsa anlayabiliyoruz ancak onların hissettiği derinliği tam olarak kavrayamayız. Ve hayran şarkıları yazmak söz konusu olduğunda, Jimin genellikle ne söylemek istediği konusunda en net vizyona sahip olan kişidir. Hayranlarıyla yaşadığı tüm konuşmaları/anıları ve deneyimleri adeta bir mektup yazar gibi not eder. Ona bunun ne anlama geldiğini sorduğumda, bunun hayranlarla önceden yaptığı bir şeyle ve arkasındaki imgelerle ilgili olduğunu anlattı. Biz de bunu yönümüzü belirlerken temel olarak kullanıyoruz. "'Closer Than This' şarkısını bir BTS konseri gibi ele almayı sürekli konuştuk. Bu yüzden şarkıda 'mora boyanmak’ ifadesi yer alıyor ve sözler Jimin ve ARMY’nin paylaştığı anılar etrafında dönüyor. Çocuk korosu kısmını yazarken, BTS’in yeniden bir araya gelip ARMY ile buluşacağı konser gününü hayal ettik.


— MUSE, Jimin'in ARMY'ye söyleyememiş olduğu gerçeği paylaşma şekli gibi hissettiriyor. Sizlerden birinin Jimin'e söylemek istediği, henüz dile getirmediği bir gerçeği var mı?

Pdogg: Sadece onun tüm sıkı çalışmasını takdir ettiğimi söylemek isterim. Hepsi bu. Bir yapımcı için, sıkı çalışan bir sanatçıdan daha iyisi olamaz. Albümün hayranlarına hediye etmek adına askere gidene kadar sürekli pratik yaptı; çalıştı. Bunun için ona çok minnettarım ve aynı zamanda onunla gurur duyuyorum (gülüyor). Şimdi ise tek dileğim, askerlik hizmetini sağlıklı bir şekilde tamamlaması.

GHSTLOOP: Ben de aynı şekilde düşünüyorum. Pdogg'un dediği gibi bu albüm tamamen Jimin'in sıkı çalışması sayesinde ortaya çıktı ve bu da bana motivasyon verdi. Onun bu konudaki tutumu, bana sonuna kadar devam edebilmek için ihtiyaç duyduğum pozitif enerjiyi kazandırdı. Bunun için ona gerçekten minnettarım. Jimin, sağ salim dön, sonra birlikte yeni bir şey üzerinde çalışalım! (gülüyor).